HAKKIMIZDA
Değerli Misafirler,
83 milyon nüfusa, 5 milyon mülteciye ev sahipliği yapan tarihin bize mirası güzel vatanımızda, bizler; ülke ekonomisine katkıda bulunmayı amaçlayanve bu uğurda çalışan sermaye piyasaları alanında profesyonel insanlardanız. Müsaadenizle size neden bu işe girdiğimizi anlatmak istiyorum.
2008 Mortgage global krizi öncesinde dünyanın büyük merkez bankalarından; Amerika’da FED, Avrupa’da ECB, Japonya’da BOJ, İngiltere’de BOE ve Çin’de PBOC toplam bilanço büyüklüğü 6.4 trilyon dolar seviyesinde iken 2019’da 24 trilyon dolara ulaşmıştır. Bu parasal bolluk, ucuz faizli krediler yoluyla piyasalara aktarılmış ve global büyümeyi desteklemiştir. Bu finansal destek teknolojideki gelişmeyi de tetiklemiş, bir yandan nüfus artışı bir yandan verimlilik artışı dünyanın yıllık ekonomik büyüklüğünü 2009’da 60 trilyon dolardan 2019’da 85 trilyon dolara yükseltmiştir. Bu 10 yıllık süreçte nüfus 6.8 milyardan 7.8 milyara % 13 artarken ekonomik üretim % 43 artmıştır.
Tabi, düşük faiz ve bol para ile beraber borcun borçla çevrilmesi stratejisi güç kazanmış durumda. Uluslararası Finans Enstitüsü -IIF- göre küresel borç seviyesi 2019 yılında her ay ortalama 1 trilyon dolar artarak 9. ay sonunda 253 trilyon dolara ulaştı. Bu şu demek, tarihin en büyük borçlu dünyası rekoru her ay daha da gelişiyor. 2019 yılını 255 trilyon dolarla kapatması beklenen toplam borç, dünyanın yıllık GSYH toplamının üç katını da aşarak % 325’e ulaşıyor. Özetle, Dünya hiç yeni borç yapmasa, borcunu 3.3 yılda ödeyebiliyor.
Türkiye, 2001 krizi sonrasında uzun süre yabancı yatırımlar için cazibe merkezi olurken ve doğrudan- portföy yatırımları ile beslendiği yıllarda ekonomisini ciddi ölçüde büyütmüştür. Ödemeler dengesi verilerine göre 2001’den 2019 sonuna kadar borç yaratmayan portföy yatırımı ve doğrudan yatırımların toplamı 252 milyar dolar olurken, borç yaratan portföy yatırımı ve krediler toplamı 458 milyar dolar olmuştur. Böylece global para akışından Türkiye de payını almıştır diyebiliyoruz.
Öyle ki Türkiye’nin dış borç stoku 2018 ilk çeyrek sonunda 465 milyar dolara kadar yükseldi. Bu rakam 10 yıl öncesine yani 2008 başına göre tam %100 artışı ifade ediyor. 2018 yılında yaşanan kur dalgalanması sonrasında ülkede büyüme yavaşlarken borç ödemelerin de arttığı görülüyor. 2019 3.Ç.’de brüt dış borç stoku 434 milyar dolara geriledi. Yani 1.5 yılda brüt borç stoku yaklaşık 32 milyar dolar azaldı.
Bu süreçte bankaların toplam finansal sistem içindeki paylarının daha da arttığı görülmüştür. Artık şirketler, her işleri için kendilerini bankalara mahkum hissetmektedir. Oysa dünyada hiçbir gelişmiş ülke yoktur ki gelişmiş bir sermaye piyasalarına sahip olmasın! O ülkeler, ekonomik gelişmelerini reel sektörün sermaye piyasalarından daha fazla faydalanması ile sağlamıştır. Yapılmış bir çok çalışma gösteriyor ki sermaye piyasalarının büyümesi ile ülkelerin kalkınmaları arasında ciddi korelasyon var.
Türkiye ise aktif olarak sermaye piyasalarını geliştirmekte ve kullandırmakta yavaş kalmıştır. Bunda birçok unsur etkili olmuş olabilir. Ancak Türk şirketlerinin bankalar kanalı dışında sermaye piyasalarındaki büyük fırsatlar ve avantajları göz göre göre kaçırması bizi üzmektedir. Bu konuda en ciddi verileri İstanbul Sanayi Odası ISO500 çalışmasıyla göstermektedir. Mayıs 2019’da açıklanan 2018 verilerine ilişkin toplantıda ISO Başkanının cümleleri aynen şöyle idi:
İSO 500 araştırması bir kez daha ortaya koymaktadır ki sanayi sektörümüz, esas faaliyetlerinde, satışlarında ve esas faaliyetlerindeki karlılıkta, 2018 gibi zorlu bir senenin içinden geçmesine karşın başarılı bir performans göstermiştir. Ama bu performans, mali tablolara yansıyan finansman maliyetleriyle baş edememiştir. Sanayi firmaları 2018 yılında elde ettikleri karın nerdeyse tamamını finansman giderlerine ayırmıştır.
Son 5 yılda ortalama % 55 olan faaliyet kârını finansman giderlerine yedirme oranı 2018’de % 89 olmuştur. Ayrıca İSO 500’de 2017 yılında % 62.9’a kadar yükselen borçların payı, 2018 yılında % 67’ye yükselmiştir.
Bu rakamlar korkunç derece yüksek! Zira Türkiye’nin en büyük 500 sanayi firması; 690 bin kişinin bin bir emeğiyle uğraşıp üretip satmış ve 107 milyar TL faaliyet kârı etmiş fakat bunun % 89’unu yani 95 milyar TL’sini net finansman giderine yedirmiştir. Burada biraz tasarruf yapılabilirse; ülkemizin güzide şirketlerinin ne kadar daha güçlü olabileceğini, şirket değerlerinin ne kadar daha artabileceğini, istihdamın korunabileceğini, tasarruf edilen kısımdan devlete de vergi olarak döneceğini söylememize gerek var mı?
Şirketlerin, kendilerini korumak için yatırımları ve istihdamı azaltma gibi bir tedbire başvurduğu da bilinen bir durumdur. Öyle ki 2017 sonunda % 9.9 olan mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı 2 yıl sonra 2019/9’da % 13.9’a yükseldi. Faizlerin ciddi düştüğü 2020 başında iyileşme beklentileri var. Ancak sanayi ve diğer reel sektör şirketlerinin kendilerine rahat uyku uyutacak çözümlere ihtiyaçları var.
İşte biz, bu ihtiyacı çözebilecek sektörün önde gelen profesyonelleri ile işbirliği yaptık, güçlerimizi bir araya getirerek Voltan’ı oluşturduk. Amacımız, Türkiye’nin güzide şirketlerinin finansman giderlerini kontrol altına almasına katkıda bulunmaktır. Bunun için; bankalarla beraber sermaye piyasalarının kullanımını sağlamak, güç birliği ile Şirkete ekstra bilgi akışı başlatmak, doğru hamlelerle zamandan kazandırmak ve zaman içinde Şirketin piyasa değerini artırmak önceliklerimiz olacaktır.
Biz bu vizyonla en iyilerle işbirliği sağlayarak Voltan’ı oluştururken Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın 30 Aralık 2019’da “Bu girişim güzel bir girişim, faydalı olmasını dilerim.“ sözleri bize ekstra bir motivasyon olmuştur. Belli mi olur, reel sektöre avantaj sağlayacak bu proje ile 2020 sonrasında ödüller alırız.
Her şirketin Türkiye’nin alanında usta isimlerini bünyesinde istihdam etmesi imkansızdır. Biz, bunu kısmen başararak imkanlarımız ölçüsünde ulaşabildiğimiz şirketlere el birliğiyle destek verecek ve rekabette onlara avantaj sağlayacağız. Standart bir paketle mesafeli bir hizmet anlayışı yerine her şirkete özel, kanıtlanmış ve başarıya ulaşmış yöntemlerle, çok uygun maliyetle kaliteli bir hizmet vereceğiz.
Süreçlerimizi basit tutuyoruz. Ücretsiz bir ilk görüşme ve mali tabloların incelenmesi bizden! Uzun soluklu iş birliği için uygunluk görülürse siz bütçenize ve faaliyetlerinize uygun işlerinize devam ediyorsunuz -ki biz faaliyetlerinizle, günlük finansman işlerinizle ilgilenmiyoruz. Çünkü o işi en iyi siz bilirsiniz- bizler, size amacımız doğrultusunda danışmanlık yapıyoruz.
Allah, yolumuzu açık etsin…
Yunus Kaya
Baş Danışman
Detaylı bilgi alacağınız ücretsiz ilk görüşmeye randevu almak için tıklayın